Anasayfa » Güncel Haberler » BAĞLANTIYI DİNLEME: BUNU YAPTIĞIMIZDA MUCİZELER GERÇEKLEŞİR

BAĞLANTIYI DİNLEME: BUNU YAPTIĞIMIZDA MUCİZELER GERÇEKLEŞİR

Liderler için bağlantıyı dinleme; beyinlerinin daha sonra ne olacaklarını yineleyen kısımlarını aktive etmesinin en güçlü aracıdır. Bu hepimiz için geçerlidir. Bir aşamada dinlemek, bilgilenmek veya başkalarını etkilemek ile ilgiliyken, bağlantıyı dinlemek kişisel ve kişiler arası dönüşümü meydana getirmek için en güçlü yoldur.

Bu içgörüyü yaklaşık 1 yıl önce yeni kitabım Conversational Intelligence üzerine uluslararası bir internet semineri sunduğumda edindim. Daha sonraları seminerime katılan Avustralyalı bir kadından bir mail aldım. Bu kadın Harward mezunu, güçlü bir avukat ve eğitmendi. Benimle telefonda konuşmak istediğini söyledi. Telefonda 10 dakika boyunca, kendisinin dediğine göre, yıllardır insanlarla iyi bir iletişim kuramayan 15 yaşındaki kızı hakkında konuştuk. Doktorlar nedenini bilmiyorlardı. Kız sağlıklıydı ancak algılaması yavaş ve uyumu ağırdı. Bu durum annesini kaygılandırmış, üzmüş, kafasını karıştırmış, hatta korkutmuş.

 

Kadın aralıksız 10 dakika konuştuktan sonra, konuşmak için ve kızına ne olmuş olabileceği üzerine düşündüklerimi söylemek için ondan izin istedim. O anki hareketim için cesaret dileyerek, yanılıyor olabileceğimin de bilincinde olarak dedim ki: “Hislerim sizin güçlü, metin ve kendi fikriniz odaklı olduğunuzu ve kızınızın bakış açısını dinlemediğinizi söylüyor. Onun uyum şekli sizin tarafınızdan çok etkilenmiş. Onun konuşma alanını doldurmuşsunuz. Kızınız kendisini ifade etmek istiyor ancak sizinle sağlıklı bir iletişim kuramıyor. Onun üzerinde baskı kurmuşsunuz.”

 

Büyük Deneyim

 

Bu kadının, kızı ile olan üstünlük-kurma ilişkisi çocuğunu sağlam bir şekilde etkiliyordu ve ikisi de bunun farkında değildi. Bu yüzden, kadına bir deney yapmak isteyip istemediğini sordum. Ona kızıyla olan ilişki dinamiklerini – yargılamak ve reddetmek olarak değil de – bağlantıyı dinlemek şeklinde değiştirmesini önerdim. “Bağlantıyı dinlemek insanın sahip olmadığı cevaplar için soru sormasını sağlar.” dedim. “Kızınıza konuşacağı bir alan verin, onu dinleyin ve onu yargılamayın –hatta kendi kendinize bile. Onu kabul edin ve kim olacağını keşfedin ­–daha önce kim olduğunu değil.”

 

“Bunu denedikten sonra beni arayın.”

 

Ertesi gün bir telefon aldım –henüz almayı ummadığım haberlerle.

 

“Kızımla ettiğim en iyi sohbetti”  dedi “İnanamıyorum. Başka bir çocuk gibi görünüyor şimdi.”

 

Hikâye burada bitmiyor. Birkaç hafta sonra, bu kadın, kızı, kocası ve avukatı bana bir ziyarette bulundular. Saatlerce konuştuk. Onların şahsen iletişimlerini gördüğümde, yıllardır yapmakta olduğum anahtar meseleyi kavradım –farklı bir bakış açısından tabi.

 

Bağlantıyı dinlemek gelişim için en temel katalizördür. Bağlantıyı dinlediğimizde, başkalarına, kendilerini göstermeleri, büyümeleri ve yeni birisi olmaları için bir alan yaratmış oluyoruz. Yargılamaları veya bildiklerimizin onayını dinlediğimizde ise, her gün görüp iletişimde bulunduklarımıza, kendi yarattığımız bir etiket dayatıyoruz.

 

Yargılamayı dinlediğimizde, onlarla ilgili inançlarımızı dayatırız ve karşımızdakini, görmek istediğimiz kişiye göre şekillendiririz. Böylece çoğu kez de onların gücünü ve potansiyelini sınırlarız. Kendilerinin azaltılmış bir sürümleri gibi olurlar. Bağlantıyı dinlediğimiz zaman –kişisel ilhamlarının ortaya çıkmasını sağlarız– kişi de büyümeye devam eder. Onlarla sesli düşünürüz, birlikte yaratırız ve hayallerini onlarla paylaşırız. Ancak yine de çoğu zaman o alanı ihtiyacımıza göre alırız ya da onların o sahasına kendi değerlerimizi dayatırız.

 

Dinlemenizi Yönlendiren Şey, Dünyanızı Şekillendirir

 

Zihninizi dinlemek asla boş veya yansız değildir. Dinleme biçimimiz; olaylar, ilişkiler, deneyimler, tarih ve anlık duygularımız tarafından etkilenir. Dinlememizde olabildiğimiz kadar objektif olmak bir yana, bizler fiziksel ve duygusal durumlarımızın etkisinin de özneleriyiz. Yorgun, kızgın, memnun veya stresli olmak, dinlediklerimize seçici bir şekilde iştirak etmemiz için bizi etkiler. Bir olayı dinlemekteyken güncel bir durumu hatırlayın. Gerçekleri mi yoksa belirli kelimeleri mi dinlediniz? Bu kelimeleri zihninizde tekrarladınız mı? Bu yeni bir izlenime götürdü mü sizi? Konuşanın sesi, elbisesi, tutumu, ruh hali veya davranışlarından etkilendiniz mi? Konuşanın etkinliğini veya önemini değerlendirdiniz mi yoksa fikirlerini yargıladınız mı? Ya da o kadar meşguldünüz ki onu hiç dinlemediniz mi?

 

Her duyduğumuza tamamen iştirak edemediğimiz için seçici bir şekilde dinliyoruz. Peki, ama dinlememizi yürüten ya da yönlendiren şey ne? Neden aynı konuşmayı dinleyenler farklı izlenimlere kapılıyorlar? Belli ki aynı şeyi “duymuyorlar”.

 

Düşünme hızımızın altıda biri kadar hızlı duyarız ve bu yüzden de beynin soruları, yargıları ve bağlantıları kurmak için zamanı olur. Zamanı iyi kullanıyor muyuz? Verimsiz dinlemenin bir yönetim sorunu olduğunu anlıyor muyuz?

 

Dört Dinleme Davranışı

 

Genel olarak dinlemenin dört şekli vardır:

 

  1. Tavan arasındaki gürültüyü dinleme. Kendimizi iyi birer dinleyici olarak yansıtmak veya göstermek istiyorsak, başkası konuştuğu zaman belki de sessiz durmalıyız. Dıştan bakınca, dinliyor gibi görünürüz; içten bakınca ise çatı katındaki gürültüyü dinliyor olabiliriz. Bu durumda, konuşanın fikirlerinden kopmuş ve kendi zihinsel sürecimize dalmışızdır. Böylesi bir dinleme, çocukluk deneyimlerinden doğmaya meyillidir. Gençken, şunu sıkça duymuşuzdur: “Ben konuşurken konuşma!”, “Bu kadar soru sorma!”, “Niye mi? Çünkü ben öyle diyorum!”. Bu tür uyarılara şartlanmışken, maalesef birçoğumuz zihinlerimizi ve sorgulama alışkanlıklarımızı kapatırız.

 

Diğer yandan, konuşanın niyetini netleştirmek yerine kendi içselleştirmelerimizle meşgul oluruz: “Kim olduğunu sanıyor bu?”, “Ben bu işi ondan çok daha iyi yaparım.” Ya da kendimizi bir gezi düzenlerken, güzel bir anıyı hatırlarken veya —söylenen şeylere göre zamandan zamana geçerek— bir düşünceyi tamamlarken bulabiliyoruz. Tüm bunlar size tanıdık geldi mi?

 

  1. Söylenenin Görünen Yüzünü Dinleme. Gerçekleri duyduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda, aslında duyduğumuz kelimeler birer yorumdan ibarettir. Söylenenin görünen yüzünü yani yüzeysel dinleme davranışında, dinleyici kelimelerin arka planda, onların gerçek dünyada ne anlama geldiğini zihnen taramamakta ya da anlayamamaktadır. Böylesi durumlarda, kelimeler arka plandaki gerçeği anlamak için birer araç olmaktan daha ziyade, birebir anlamları olarak duyulurlar. Bu da liderlerin, yöneticilerin ve çalışanların neden algılayışta böylesi çarpıcı bir şekilde farklılaşabildiklerini açıklamaktadır. Çocukların deneyimleri çok sınırlı olduğu için yüzeysel dinleme davranışını kullanırlar. Deneyimlerimiz elbette dinleme alışkanlığımıza bir derinlik katmalıdır.

 

  1. Statüye/Konuma göre Dinleme. İş hayatında insanlar kendi işlerinin nasıl algılandığına dair ipuçları ararken genelde statüye/konuma göre dinleme davranışını sergilemeye meyillidirler. Örneğin, bir yönetici kendi bölümünün ne kadar büyüyeceğini belirlemek için başkanının yıllık raporlarını dinlemelidir. Bu konuşmadan duydukları, onun çalışanlarıyla ilişkilerinde olduğu gibi kendi performansına da kolaylıkla sirayet edebilir. Rolünü belirlemek için kendisinin bir üstündeki amiri dinleyecektir. Ancak diğer yandan, konuma göre dinleme, yanlış varsayımlara yol açabilir ve iyi durumdaki bir ekibin maneviyatına zarar verebilir.

 

  1. Konuşulanlar Arasındaki Bağlantıyı Dinlemek. Nasıl dinlediğimiz yani dinleme davranışımız, performansımızı ve yaptığımız her şeyi etkiler. Dinlemenin kendi içinde bir sonu yoktur. Dinleme; gelişim ve iletişim kurmak, paylaşım ve keşfetmek, ayrıca yeni fikirlere, bilgilere, gelişmelere ve düşüncelere yol açmak için insanlar arasında alanlar yaratan dinamik süreçlerin bir parçasıdır.

 

Bağlantıyı yani konuşulanlar arasındaki bağlantıyı dinlemek, her zaman haklı çıkmaya veya diğer insanları yargılamaya fırsat arayan düşük beynimizi bastırır; ruhumuz ve enerjimizin ortaya çıkması için bir alan yaratır.

 

Bağlantıyı dinlemek, konuşma zekâsının en güçlü bileşenidir. İnsanlar eleştiri ve yargılama üzerine değil de bağlantı ve doğrulama üzerine eğilirler. Bağlantıyı dinlediğimiz zaman, diğerlerinin zihinlerine dikkatle bakar ve kendi düşüncemizi geliştirmek için bir platform yaratırız. Bu da bizi daha yardımsever, anlamlı ve geleceğe daha memnun bakan bireyler yapar. Bağlantıyı dinleme alışkanlığını edindiğimizde, iletişim yeteneğimizi geliştirir, daha iyi kararlar alır ve daha iyi insanlar ve liderler oluruz.

 

Judith E. Glaser, Benchmark İletişim Şirketi’nin CEO’su ve The Creating WE Institute’ün Başkanıdır. O aynı zamanda, Kurumsal Bir Antropolog ve Fortune 500 Şirketleri’nin danışmanlarındandır. Ayrıca, en yeni kitabı olan Conversational Intelligence: How Great Leaders Build Trust and Get Extraordinary Results da dahil olmak üzere en çok satanlar listesinde yer alan 4 kitabın da yazarıdır

Yazar: GM TURİZM VE YÖNETİM DERGİSİ

Türkiye’nin ilk ve tek Turizm ve Yönetim Dergisi GM (General Management)’ın geçmişi, online portalımız öncesinde 12 yılla dayanmaktadır. Yayın hayatına 2004 yılında başlayan GM, günümüze kadar varlığını sürdürmektedir.

İlginizi Çekebilir

RUSYA, TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK NOTUNU AÇIKLADI

Rusya’da devlete bağlı araştırma kuruluşu VTsİOM düzenlediği ankette katılımcılardan Türkiye’de tatil yapmanın güvenli olup olmadığına …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir